Yeniden
Yerleşim Nedir?
Plan (RAP) Yazımında ve Uygulamada Dikkat Edilmesi
Gerekenler
V. Senihi
Kitapçı
1. Yeniden
Yerleşim
Kamulaştırma,
bir taşınmazın mülkiyetini kamuya geçiren hukuki bir işlemdir. Yeniden yerleşim
ise, bu işlemin insanlar üzerindeki etkisini yönetmeyi konu alan, tamamen ayrı
bir disiplindir. Bu ayrımı netleştirmek önemlidir, çünkü bir proje yasal olarak
kusursuz bir kamulaştırma süreci yürütüp yine de ciddi bir yeniden yerleşim
başarısızlığına yol açabilir: tapu devri usulüne uygun tamamlanmış, bedel
ödenmiş, ama etkilenen aile eski gelir düzeyine, eski yaşam koşullarına bir
daha hiç kavuşamamış olabilir. Kamulaştırma bir mülkiyet işlemidir; yeniden
yerleşim, bir hayatın yeniden kurulmasıdır.
Bu
alanda üç uluslararası kurumun kendi standardı vardır: Dünya Bankası'nın ESS5'i
(Environmental and Social Standard 5), Bir Dünya Bankası kuruluşu olan
Uluslararası Finans Kurumu IFC'nin PS5'i (Performance Standard 5) ve Avrupa İmar
ve Kalkınma Bankası EBRD'nin PR5'i (Performance Requirement 5). Adları ve bazı
ayrıntıları farklı olsa da, üçü de aynı temel mantığı paylaşır ve Türkiye'de
finanse edilen büyük altyapı projelerinde (boru hattı, demiryolu, karayolu,
enerji, altyapı yatırımı gibi) bu standartlardan biri ya da birkaçı finansörün
kim olduğuna bağlı olarak birlikte uygulanır.
2. “Yer Değiştirme” İki Türlüdür
Yeniden
yerleşim literatüründe önce şu ayrımı netleştirmek gerekir:
•
Fiziksel yer değiştirme (physical
displacement): Kişinin evinden, arazisinden fiilen taşınmak
zorunda kalmasıdır. En görünür, en çok bilinen etki budur.
•
Ekonomik yer değiştirme (economic
displacement): Kişi yerinden taşınmasa bile, geçimini sağladığı
arazisinin, dükkânının veya iş yerinin bir kısmını ya da tamamını kaybetmesi,
gelir kaynağının zayıflaması ya da yok olmasıdır. Örneğin bir demiryolu hattı,
bir çiftçinin tarlasının sadece 200 metrelik bir şeridinden geçebilir; çiftçi
evinden hiç taşınmaz, ama o şeridin ekilemez hale gelmesi, kalan arazinin
sulanma düzenini bozması ya da parçalı hale getirmesi nedeniyle yıllarca süren
bir gelir kaybına uğrayabilir.
Bu
ikinci tür - ekonomik yer değiştirme – etkileri çoğu zaman azımsanır ve
sembolik telafiler uygulanır, çünkü kimse “evini kaybetmemiştir.” Ama
standartlar açısından ikisi de eşit ölçüde ciddiye alınması gereken bir yeniden
yerleşim etkisidir.
3. Ortak Çerçevenin Temel İlkeleri
•
Kaçınma hiyerarşisi: Önce
proje güzergâhı ya da tasarımı değiştirilerek yer değiştirme etkisinden tamamen
kaçınılması denenir (örneğin bir boru hattının yerleşim alanının dışından
geçirilmesi); bu mümkün değilse etkilenen kişi sayısı ve etkinin şiddeti en aza
indirilir; geriye kalan, kaçınılamayan etki için ise tazminat ve destek devreye
girer. Yani tazminat, sürecin ilk adımı değil, son çaresidir.
•
Tam ikame bedeli (full replacement cost): Kaybedilen
varlığın, piyasadan yeniden edinilmesini sağlayacak bedeldir; hesaplamada
yapının yaşından veya kullanım süresinden kaynaklanan bir amortisman (yıpranma
payı) düşülemez. Mantık basittir: mağdur kişi, piyasadan önceki yapısına veya
gelir kaynağına benzer yeni bir yapı ya da arazi satın almak zorundadır;
piyasa, ona “yıpranmış olduğu için indirimli” bir fiyat sunmaz. Bu, Türkiye'nin
kendi kamulaştırma pratiğiyle en çok çelişen ilkedir; birazdan bu noktaya
döneceğiz.
•
Geçim kaynaklarının iyileştirilmesi
(livelihood restoration): Amaç yalnızca kaybedilen varlığın parasal
karşılığını ödemek değil, mümkünse etkilenen hane halkının geçim düzeyini proje
öncesine göre en azından korumak, ideal olanı ise iyileştirmektir. Bir çiftçiye
sadece arazi bedelini ödemek yeterli değildir; o bedelle yeniden gelir
getirecek bir düzene geçebilmesi de desteklenmelidir. Arazi veya işyeri
kamulaştırması kişinin, ailenin uzun yıllar boyunca sürecek bir gelir kaybına
yol açar.
•
Kırılganlık (vulnerability): Kadın
reisli haneler, yaşlılar, engelliler, yoksul haneler, düzensiz tapulu enformel
kullanıcılar gibi gruplar, aynı kaybı yaşasalar bile bu kayıptan orantısız
biçimde daha ağır etkilenebilirler. Standartlar, bu gruplar için ayrı bir
tespit ve genellikle ayrı bir destek düzeyi öngörür.
•
Katılım ve şeffaflık: Etkilenen
kişilerle proje tasarımı netleşmeden önce, anlamlı ve anlaşılır bir dilde bir
danışma süreci yürütülmesi; kimin hangi hakka sahip olduğunu gösteren hak
matrisinin (entitlement matrix) ve “kesim tarihi”nin (cut-off date - bu
tarihten sonra alana yeni yapılan yapı veya ekim, tazminat kapsamına girmez)
açıkça ve önceden ilan edilmesi.
•
Şikayet mekanizması (grievance mechanism): Etkilenen
kişinin, tazminat miktarına ya da sürecin işleyişine itirazını, ücretsiz,
erişilebilir ve mahkemeye gitmeden önce başvurabileceği bir kanalla
iletebilmesidir. İyi işleyen bir mekanizma, davaların önemli bir kısmını
mahkemeye gitmeden çözer. (Bu mekanizma Türkiye’de genellikle yapım sürecindeki
şikayetlerle iç içe işlediğinden, kamulaştırma etkilerine yönelik
itiraz-talep-yakınmalar gözden kaçmakta, kayıtlara girmemekte ya da göz ardı edilebilmektedir.)
•
İzleme ve tamamlama denetimi (monitoring,
completion audit): Yeniden yerleşimin “tamamlandı” sayılması,
ödemenin yapılmasıyla değil, etkilenen kişilerin geçim düzeyinin gerçekten
toparlandığının, bağımsız bir denetimle sonradan doğrulanmasıyla olur. Ödeme
yapılmış olması, sürecin başarılı olduğu anlamına gelmez. (Ancak bu izleme ve
tamamlama süreçleri ne yazık ki aynı projede görev almış ya da yükümlü kurumun
başka projelerinde de görev üstlenmiş kuruluşlarca yapıldığından, genellikle
yapılan desteklerin olumlanması sonuçlarını vermekte, eksiklikler gözden
kaçmakta, kamulaştırmanın oluşturduğu mağduriyetler tam olarak
giderilememektedir.)
4. Plan Yazımında Dikkat Edilmesi Gerekenler
İyi
bir RAP (Resettlement Action Plan - Yeniden Yerleşim Eylem Planı) ya da LRP
(Livelihood Restoration Plan - Geçim Kaynaklarını Yenileme Planı), bir şablon
doldurma işlemi değil, alan çalışmasına dayanan, projeye özgü bir belgedir. Üç
unsur özellikle belirleyicidir:
•
Sosyoekonomik temel araştırma (baseline
survey): Etkilenecek her haneyi tek tek, ad ve adres düzeyinde kayıt
altına almalıdır; kimin ne kadar arazi, hangi gelir kaynağı, kaç kişilik hane,
hangi kırılganlık durumuyla etkilendiği ayrı ayrı belgelenmelidir. Örneklem
yoluyla yapılan saha araştırmaları kamulaştırmanın haneler ve bireyler
üzerindekigerçek etkilerini gösteremez. “Ortalama hane” ya da “tipik köylü”
üzerinden kurgulanan varsayımsal profiller, tek tek hanelerin gerçek kaybını
gizler ve tazminatı yanlış hesaplatır.
•
Yerine koyma bedeli çalışması (replacement
cost study): Yerel kamulaştırma değerlemesini olduğu gibi kabul
etmemeli; yerel bedelle piyasa bedeli arasındaki farkı bağımsız olarak
hesaplayıp, aradaki farkı bir tamamlama ödemesiyle (top-up payment)
kapatmalıdır. Bu çalışmayı, kamulaştırma dosyasındaki yerel değerleme raporunun
bir özeti gibi yazmak, RAP hazırlığının asıl amacını boşa çıkarır.
•
Hak matrisi (entitlement matrix): Kimin
hangi kayıp türü için hangi tazminatı ya da desteği alacağını gösteren bu
tablo, mülkiyet durumuna göre değil, etkilenme türüne göre kurulmalıdır; malik
kadar kiracı, kullanıcı ve enformel yerleşimci de kendi kayıp türüne uygun bir
hak kategorisine sahip olmalıdır.
5. Kamulaştırmadaki Yapı Değerlemesi Sorunu: Kısa Bir Hatırlatma
Kamulaştırma
Yanlışları ile ilgili yazımda ayrıntılı ele aldığım nokta, burada da doğrudan
geçerlidir: Türkiye'de yapı bedeli, Kamulaştırma Kanunu’nun işaret ettiği
yöntemle değil, malzeme kalitesi ve
işçilik farkını görmeyen, aynı sınıftaki bütün yapıları (bir ibadethaneyi bile
bir gece kulübüyle) aynı m² fiyatına eşitleyen toptancı bir tarifeyle
hesaplanıyor; üstüne bir de, yapının gerçek yıpranmasıyla ilgisi olmayan,
kökeni vergi mevzuatına dayanan bir amortisman payı düşülüyor. Bu iki adım
birleşince ortaya çıkan bedel, Kanun’da “yerine koyma bedeli olarak tanımlanan yukarıda
anlattığımız tam ikame ilkesinin gerektirdiği rakamın altında kalıyor. Bir RAP
hazırlayıcısının burada düşebileceği en büyük yanılgı, yerel bedelin doğru
hesaplandığını varsayıp RAP'ın katkısını sadece amortismanı geri eklemekle
sınırlı tutmaktır. Oysa amortismansız hesap bile, tarifenin kendisi toptancı
olduğu için, gerçek yerine koyma maliyetine ulaşmaz; bağımsız bir yerine koyma
bedeli çalışması bu yüzden vazgeçilmezdir, bir “ek prosedür” değildir. Ayrıca
yapının bedeli tam olarak hesaplansa bile malikin, o bedelle benzer bir konut,
işyeri, arazi alması ve eski sosyal, ekonomik düzeyine erişmesi çoğu durumda dışsal
sebeplerle mümkün olmamaktadır. Dolayısıyla doğru bedel tespiti bile hanenin
mağduriyetini gidermekte etkili olmayabiliyor.
6. LRP'ye Nasıl Bakılmalı
Geçim
kaynağı kaybı, mülk kaybından ayrı bir konudur ve ayrı bir mantıkla ele
alınmalıdır - çünkü bir arazinin bedeli bir kereye mahsus ödenirken, o araziden
sağlanan gelirin kaybı yıllarca sürebilir. Dört noktaya özellikle dikkat çekmek
gerekir:
•
Hane bazında hesaplama: Destek,
hane bazında hesaplanmalıdır; asgari ücretin sabit bir katı gibi düz bir ölçek,
küçük kaybı olan haneyi gereğinden fazla, büyük kaybı olan haneyi gereğinden az
tazmin eder.
•
Süreyle orantılı destek: Destek,
kaybın süresiyle orantılı düşünülmelidir; tek seferlik bir ödeme, yıllarca
sürecek bir gelir kaybını karşılamaz.
•
Dolaylı etkilenenlerin kapsanması: LRP
kapsamı, yalnızca doğrudan kamulaştırmadan etkilenen mülk veya arazi
sahipleriyle sınırlı tutulmamalıdır; ortak kullanım alanlarının (mera, yaylak,
sulama kanalı güzergâhı, köy ortak arazisi gibi) küçülmesi ya da bölünmesi
nedeniyle dolaylı olarak etkilenen, ama tapuda adı hiç geçmeyen hane ve
bireyler de kapsama alınmalıdır. Bir meranın bölünmesi, o merayı kullanan
hiçbir hanenin arazisi doğrudan kamulaştırılmasa bile, hayvancılıkla geçinen
bütün bir topluluğun gelirini düşürebilir; bu etki, LRP'nin tüm dolaylı etkilenenleri gözden kaçırdığı en
yaygın alanlardan biridir.
•
Kaynağın doğru hedeflenmesi: LRP
kaynakları, doğrudan etkilenen hane ve bireylere yönelmelidir; genel toplum
kalkınma faaliyetine (okul boyası, çeşme yapımı, cami restorasyonu ya da kamulaştırmadan
etkilenip etkilenmediğine bakılmaksızın bütün hanelere yapılan destekler gibi) kaydırılması, asıl mağdurun görünmez
kılınması, destek amaçlı kaynağın yanlış yönlendirilmesi anlamına gelir.
7. Türkiye'de RAP/LRP Yazımı ve Uygulamasında Yaygın Yanlışlar
Yukarıdaki
ilkeler kâğıt üzerinde büyük ölçüde kabul edilse de, Türkiye'de hazırlanan RAP
ve LRP'lerin önemli bir kısmında uygulamaya şu yaygın yanlışlarla yansır:
• Şablon tekrarı: Farklı
bölgelerde, farklı projelerde hazırlanan RAP'larda kullanılan boşluk
analizleri, senaryolar ve değerlendirme dili şaşırtıcı ölçüde birbirinin
aynısıdır; bu, hazırlığın bir alan çalışması değil bir belge doldurma işlemi
olarak yürütüldüğünün göstergesidir. Yasal boşluklar ile uygulamadaki boşluklar
birbirinden farklıdır. Yasadaki tanımlara bakıp, kamulaştırma uygulamasının
yasadaki tanımlara uygun yapıldığı kabulü ile oluşturulan boşluk analizleri
sonuçta hatalı yorum ve uygulamalara yol açar.
• Yerel değerlemenin sorgusuz kabulü: Yerel
bilirkişi bedeli ve amortisman tabloları doğru kabul edilir; RAP'ın katkısı,
çoğu zaman sadece idarenin ödemediği amortismanı geri eklemekle sınırlı kalır,
yapının gerçek bedeline ve yerine koyma değerine ilişkin bağımsız bir yerine
koyma bedeli çalışması yapılmaz.
• Eleme (screening) eşiklerinin tutarsızlığı: LRP'lerde
sıkça görülen “yüzde 20 arazi kaybının altındakiler tazminat dışı” gibi
eşikler, gelir kaybının gerçek boyutuyla ilişkilendirilmeden mekanik olarak
uygulanır; küçük görünen bir kayıp oranı bile, yıllar boyu süren bir gelir
kaybı anlamına gelebilir.
• Düz, asgari ücrete bağlı tazminat tavanı: Gelir
kaybı tazminatının asgari ücretin birkaç katıyla (örneğin 1 ile 6, en çok 12
kat arası) sınırlanması, hane bazında bir hesaplama yerine standart bir tavan
uygulamasıdır; az kayıp yaşayan için gereğinden fazla, çok kayıp yaşayan için
gereğinden az bir destek üretir.
• Hisseli arazilerde fiili kullanıcının gözden
kaçması: Kamulaştırma, çoğu zaman tapudaki bütün hissedarları muhatap
alır; fiilen araziyi işleyip gelir sağlayan kişi, hissesi oranında düşük bir
bedel alır ve bu durumların tespitindeki güçlükler nedeniyle ayrıca
değerlendirilmez.
• Büyük mülk sahiplerinin LRP dışında
bırakılması: Büyük arazi sahipleri, aldıkları yüksek
kamulaştırma bedeli gerekçe gösterilerek LRP desteklerinin dışında tutulur;
oysa kamulaştırma bedeli, kaybedilen sürekli gelirin karşılığı değildir.
• LRP kaynaklarının yön değiştirmesi: LRP
bütçesi, doğrudan etkilenen hanelere gitmesi gerekirken, sıklıkla genel toplum
kalkınma faaliyetlerine (o bölgede kamulaştırmadan etkilenen hane oranı yüzde
10'u bile bulmasa dahi) kaydırılır; bu, bir geçim kaynağı desteğinden çok bir
halkla ilişkiler faaliyetine dönüşür.
Bu
yanlışların ortak kökeni aynıdır: standart, kâğıt üzerinde kabul edilir, ama
uygulamada sorgulanmadan, alışılmış ve kolay olana indirgenir. Sonuç olarak
yeniden yerleşim, bir kamulaştırma işleminin idari bir eki değil, kendi
ilkeleri, kendi araçları ve kendi başarısızlık biçimleri olan ayrı bir
disiplindir. Bu disiplini bir şablon doldurma işine indirgemek, hem hak
sahiplerine hem de projenin kendi güvenilirliğine zarar verir.



YORUMLAR-GÖRÜŞLER
Henüz yayınlanmış görüş yok.