Ayvalık’ta Yaşam Ne Durumda?
Bu gün Ayvalık sokaklarında dolaştığımızda, birçok sokakta hayatın tamamen bittiğini, bazı sokakların can çekişmekte olduğunu, merkez genelinde binaların üçte birinin terkedilmiş, boş, harabe, yıkılmış ve otopark olduğunu görüyoruz. Ayvalık Merkez’deki binaların neredeyse dörtte biri satılık. Yıkılmış olarak satılık, harap olarak satılık, virane olarak satılık, boş olarak satılık, yenilenmiş, restore edilmiş olarak satılık. Satılıkların içerisinde bir miktar tescilsiz yapı da var tabii.
Pek çok sokağı gezdiğinizde, içinde yaşam olan 3-5 ev anca görebiliyorsunuz. Yüzde 50 üzeri içinde yaşam olan ev içeren sokak, cadde sayısı o kadar az ki… En işlek, en çok restore edilmiş binanın bulunduğu sokak veya caddede bile onlarca satılık, yıkık bina var. Gündüz vakti ara sokaklarda neredeyse sadece kediler var. Geceleri, sokak lambaları olmasa kapkaranlık sokaklar görüyorsunuz. Ayvalık boşalıyor. Ayvalık terk edilmiş, terk ediliyor. Ayvalık evleri çökmeye, yıkılmaya terk edilmiş.
Bunu nüfus istatistikleriyle de açıkça görebiliriz; Aşağıdaki tablodan görüleceği üzere Ayvalık Merkez nüfusu sürekli olarak azalmaktadır. Sadece son 13 yılda 2554 kişi (yaklaşık 800 aile) Ayvalık Merkez’i terk etmiş. Aslında Ayvalık’ın eski ailelerinin yerine gelip yerleşenleri de hesaptan düşersek, Ayvalık yerlileri Ayvalık Merkez’i çok büyük oranda terk etmiş.
Tablo: TÜİK Nüfus Verileri ile Ayvalık Merkez Mahalleleri.

Ayvalık Merkez’de Artık Mübadiller ve Muhacirler Yaşamıyorlar!
Peki, içerisinde yaşam olan evlerde kimler ikamet ediyor? Bu sorunun cevabı çok can yakıcı olabilir. Ayvalık tarihi merkezinde artık mübadil ve muhacir aileleri yaşamıyor ya da çok azlar. Onlar burayı çoktan gözden çıkarmışlar, gözden çıkarmak zorunda kalmışlar. Onlarla birlikte Ayvalık sokaklarındaki yaşam, canlılık ve kültür de yok olmuş… “Ayvalık, korumacılığın kurbanı olmuş” demek mümkün.
Bütün büyük, küçük şehirlerde göçler, yaşayanların ve kültürün sürekli değişmesi, binaların yıkılması, mahallelerin, sokakların yok olması, kentin mekânsal anılarının silinmesi vb. süreçler yaşandı. Ancak bütün bir şehri koruyacak bir “kentsel sit” kararı verildiğinde, planlar yapılıp, uygulamaya çalışıldığında ister istemez farklı bir sonuç umuyorsunuz.
Ancak ne yazık ki; imar planlarının, koruma planlarının sonucu hep budur ve bu olmaktadır. İmar planları, “imarcı” mantık, genel olarak kentleri, kentlerin sosyo-kültürel, mekânsal hafızasını yok etmektedirler. Buna direnebilen şehir sayısı çok azdır.
KENTSEL SİT KORUMASI VE ETKİLERİ
1978 yılında, Ayvalık’ın o zamanki tüm yerleşim alanları, geçmişte adı kısaca “Anıtlar Yüksek Kurulu” olarak bilinen Kurul tarafından kentsel sit alanı olarak ilan edildi.
Sit kararı sonrasında planlar yeniden yapıldı. Planlama süreci, ilaveleri ve yüzlerce plan değişikliklerini saymazsak 1980’den 1994 yılına kadar sürdü. Sonrasında da gerek Belediye gerek Koruma Kurulu onayıyla yüzlerce plan değişikliği ve onlarca ek (ilave-mevzi) plan yapıldı.
Şimdilerde gerek Nazım Plan ölçeğinde (1/5000) gerekse de Uygulama Planı ölçeğinde (1/1000) Koruma İmar planları yeniden yapılıyor, yapılacak.
Sit ilan edilişinden bu yana, Ayvalık’ta yüzlerce yapı, terkedilmiş, yıkılmış, bölünmüş, satılmış, kiralanmış, hane sahipleri, kiracılar değişmiş. Değişim, sadece bununla kalsa iyi. Ayvalık sokaklarına, evlerine sinmiş, mübadillerin, muhacirlerin oluşturduğu, yaşadığı kültürün izleri de yok oluyor, olacak.
Ayvalık tarihi kent merkezi hızla değişiyor, dönüşüyor, yıkılıyor, yeniden yapılıyor, yaşayanlar sürekli değişiyor. Toplam nüfus içerisindeki Ayvalık Merkez kentsel nüfusunu, diğer gelişen ve eklenen mahallelerle birlikte ele aldığımızda bu Yerleşik nüfusun da önemli oranda mübadiller ve muhacirlerin çocukları, torunları olmadığını da tespit etmek zor değil.
KORUMA İMAR PLANLARI VE SONUÇLARI
Ayvalık’ı kentsel sit olarak koruyacağını iddia eden kararlar, planlar, yaklaşımlar, Ayvalık kentsel sit alanlarından Ayvalık’ın eski sakinlerini kaçırtmış. Yapılan planlara ve sonuçlarına bakarsak, planların sonuçları itibariyle Ayvalık şehrini korumak anlamında çok işe yaramadıklarını görebiliriz.
Herhangi bir yerleşime imar planı yapım mantığıyla yapılan sözde “koruma imar planları”, işe yaramamış, korumanın aksine kentin yapısını, dokusunu bozmuş, korunması gereken şehrin terkedilmesine, yıkılmasına ve kentten göçe neden olmuştur. O tarihlerde yaklaşık 35.000 kişinin yaşadığı yaklaşık 1500’den fazla tescilli ve bunun 2 katı da tescilsiz binadan oluşan bir şehri, mevzuattaki tanıma uygun olarak koruyacak bir plan yapılamadı.
Koruma mevzuatında koruma amaçlı imar planları şöyle açıklanıyor; "Koruma amaçlı imar plânı"; bu Kanun uyarınca belirlenen sit alanlarında, alanın etkileşim-geçiş sahasını da göz önünde bulundurarak, kültür ve tabiat varlıklarının sürdürülebilirlik ilkesi doğrultusunda korunması amacıyla arkeolojik, tarihi, doğal, mimarî, demografik, kültürel, sosyo-ekonomik, mülkiyet ve yapılaşma verilerini içeren alan araştırmasına dayalı olarak; hali hazır haritalar üzerine, koruma alanı içinde yaşayan hane halkları ve faaliyet gösteren iş yerlerinin sosyal ve ekonomik yapılarını iyileştiren, istihdam ve katma değer yaratan stratejileri, koruma esasları ve kullanma şartları ile yapılaşma sınırlamalarını, sağlıklaştırma, yenileme alan ve projelerini, uygulama etap ve programlarını, açık alan sistemini, yaya dolaşımı ve taşıt ulaşımını, alt yapı tesislerinin tasarım esaslarını, yoğunluklar ve parsel tasarımlarını, yerel sahiplilik, uygulamanın finansmanı ilkeleri uyarınca katılımcı alan yönetimi modellerini de içerecek şekilde hazırlanan, hedefler, araçlar, stratejiler ile plânlama kararları, tutumları, plân notları ve açıklama raporu ile bir bütün olan nazım ve uygulama imar plânlarının gerektirdiği ölçekteki plânlardır.”
AYVALIK’IN İPTAL EDİLEN KORUMA AMAÇLI İMAR PLANLARI NASILDI
Öncelikle Ayvalık kentsel Sit Alanlarının önemli bir farkını saptamak gerekiyor; Ülkede yaygın olarak görülen, pek çok şehrin sadece bir mahallesinin, bir bölgesinin, bir sokağının vb. kentsel sit alanı ilan edilmesinden çok farklıdır. Ya da çok küçük bir kasabanın, köyün tümüyle kentsel sit alanı ilan edilmesi de Ayvalık kentinin tüm yerleşim alanlarının kentsel sit alanı ilan edilmesiyle kıyaslanamaz.
Ayvalık’ın tüm yaşam alanı 1978 yılında sit ilan ediliyor. 35-40 bin kişinin yaşadığı, binlerce tarihi değeri ve özgün mimarisi olan konuttan oluşan bir şehir, yakın çevresiyle birlikte, tümüyle kentsel sit alanı ilan ediliyor. Bu önemli bir durumdur. Bugün ülkemizde nüfusu bu sayının çok altında olan yerleşim merkezleri il merkezi olarak kabul edilmiş durumda.
Böylesi bir alanda yapılacak Koruma Planları da çok özel olmalıydı. Kentin o yıllardaki halini, binalarını, caddelerini, sokaklarını, bahçelerini, parsellerini, meydanlarını, boşluklarını koruyarak, gelişmesine, özelliklerini yitirmeden yenilenmesine, kısaca bozulmadan, yıkılmadan, nüfus kaybetmeden yaşamasına olanak tanıyacak çok özel bir çalışma olmalıydı. O yıllarda koruma planları için ülkenin, plancıların, akademinin buna ilişkin bir bilgisi, bilinci ve de kaygısı yoktu. Sonuç ortada…
Koruma imar planlarının, plan notlarında tanımlanan yapılaşma esasları dışında, planda “kentsel sit” korumasına dair sıradan bir imar planından farklı herhangi bir özellik bulmak çok zor. Sıradan bir köy, kasaba için yapılan imar planı gibi bir " koruma" planı yapılmış.
Kentsel sit kavramının temel özelliği; bir kenti orijinal yapısı (evleri, caddeleri, sokakları, meydanları, duvarları, bahçeleri, sınırları, yeşillikleri, varsa tarlaları, bostanları, kuyuları, ağaçları, boş alanları, kadastral sınırları vb.) ile korunması, zarar görmesinin önlenmesi olmalıdır. Koruma amaçlı imar planı da tüm bunları koruyacak şekilde tasarlanmalıdır. Ayvalık için yapılan 3 ayrı alana ilişkin Koruma Amaçlı İmar Planlarında bunun tam tersi yönde çok sayıda özellik görmek mümkün.
Tarihi alanlarda, özel mülkiyette olan parseller, konut bahçeleri üzerinden geçen ve açılması önerilen birçok taşıt yolu (ne demekse servis yolu) önerilmiş. Aralara, boşluk sandıkları pazı parsellere küçük, küçük otopark alanları yerleştirilmiş. Birçok konutun, konağın konutla birlikte korunması gereken bahçelerinden yollar geçirilmiş, bahçelere yeni yapılacak konut kitlesi taslakları yerleştirilmiş. Yine bahçeler ve sit alanı içerisindeki özel mülk olan arsalar, bahçeler park yapılmış. Bunların nasıl gerçekleştirilebileceğine hiç kafa yorulmamış.
Kent çeperlerinde bulunan sit alanı içerisinde yer alan, kent bostanları, tarlalar, sanki hiçbir sit kararı yokmuşçasına, sıradan bir kenti planlar gibi imara, yapılaşmaya açılmış. Her tarihi konutun bir tamamlayıcı bütünü olan bahçelerin ifrazına ve bahçelerde konutlar yapılarak şehrin, sokakların boğulmasına izin verilmiş. “Yeşil Karakterli” olarak tanımlanan sit alanının yeşil alanları (bağ, bahçe, tarla, zeytinlik, ağaçlık) imara açılmış, yeşil karakter filan bırakılmamış. Bu tür hatalarını saymakla bitiremeyiz.
Ancak en önemlisi; Kentsel Sit Alanı Koruma Planları, asıl olması gereken sosyal ve ekonomik boyutlara ilişkin, bir düşünceyi, bir öneriyi yansıtmamaktadırlar.
Ayvalık’ın başına gelen de aslında plan ve ekonomi meseleleridir. ‘80’lerde, ‘90’larda o zamanın koruma imar planı deneyimsizlikleri ile 15-20 yıl sonrası için acemice ve bilinçsizce bir resim çizilmiş ama bu resim hayata uymamış, hayat da o resme uymamış. Planların yapılışından bu yana 25-30 yıl geçmiş. Aslında çoktan miadı dolmuş planların çöp sepetine atılmaları gerekiyordu. Neyse ki bir mahkeme ilginç bir süreç sonunda planları iptal etti.
KENTSEL SİT ALANLARI KORUMA İMAR PLANLARI GELECEKTE NE KADAR BAŞARILI OLABİLİR
Gerçekçi olmak gerekirse planlamanın, plancıların bugünkü birikimi, planlamaya ilişkin mevzuat, planların ihale ve yapım yöntemleri ve koşulları, uygulayıcıların yeterliliği, halkın bu konudaki inançsızlığı, oluşan rantların yüksekliği, emlak satarak zenginleşme ya da yaşam kalitesini değiştirme umutlarının yüksekliği vb. nedenlerin yansıra, ülkemizin ve herhangi bir yerleşimin bırakın 15-20 yıl sonrasını 3 yıl sonrasının bile kestirilebilir, öngörülebilir olmaması gibi nedenlerle, geleceği tasarlayan, kucaklayan, zamana, gelişmelere duyarlı bir plan yapmak neredeyse imkânsızdır. Hele korunması gereken bir kentsel sit alanı için imkânsızın da ötesindedir denebilir.
Planların bütün abartılı anlatımları geçelim, ülkemiz mevzuatına ve planlama öğretisine göre planlar, aslında 2 boyutlu ve içinde yaşantı olmayan birer resimden ibarettirler. Zaman boyutu, zaman duyarlılıkları yoktur. Bugün (hâlihazır harita ve analiz paftaları olarak) vardır ve bir de 15-20 yıl sonrasının bir hayali resmi vardır. Arası hiç yoktur. İmar planlarının (t1, t2, t3, … tn diye) tanımlı, sıralı bir zaman boyutu yoktur.
Planların başlangıç ile bitişi (hedef, projeksiyon yılı) arasındaki süreç tamamen imar mevzuatına ve yeterlilikleri tartışılır kurulların, idarelerin bilgi, beceri ve inisiyatifine kalmıştır. Onlar da bütünü bırakıp, parsel ve yapı bazında günübirlik kararlar verip, “koruma” planını uygulamaya çalışırlar.
PLANLAR KENT EKONOMİSİNE YÖN VEREBİLİR Mİ
Ülkemizde imar planlarının gerçek anlamda bir ekonomik boyutu da yoktur. Ayvalık için, binaların yenilenmesini, korunmasını sağlayacak ekonomik kaynak olarak temelde turizm ve biraz da iç göç öngörülüyor. Turizm ama ne kadar turizm, nasıl turizm, niçin turizm? Peki, bütün bir Ayvalık şehrinin korunması, yenilenmesi ve ekonomik iyileşmesi gelişmesi için yeteri kadar turizm olacak mı, olabilir mi?
Geçmişte de, bugün de her nedense, bu tür tarihi yapıların, konutların olduğu yerleşimleri korumak, yenilemek ve geliştirmek dendiğinde idarecilerin, plancıların aklına sadece turizm ve turizme bağlı diğer kullanımlar geliyor. Küçük bir sokak parçasını, kentin bir bölgesini korumak için bu tür bir yaklaşımı kabul etsek bile, 200 hektarı aşkın bir sit alanı ve binlerce binadan oluşan bir kentin geleceğini turizme bağlamak yeterli midir? Turizm o kentte (sit bölgesinde) yaşayanlar için, yaşamaya orada var olmaya yetecek nicelikte ve nitelikte, bir iş-güç olanağı ve gelir sağlar mı? Yoksa mecburiyetten evlerini satıp, oradan ayrılmaya mı zorlar?
Plan, şehrin ekonomisiyle bir bütün olarak işleyebilir. Elbette bunu geleceğe ilişkin kestirmek, planlamak, cadde, sokak çizer gibi paftaya yerleştirmek, kurallarını belirlemek zordur. Bu ancak plan yaklaşımlarının, mevzuatının değişmesi, planları uygulayacak idarelerin gelişmesi ve yetkinleşmesiyle birlikte başarılacak bir konudur.
AYVALIK NÜFUS YAPISI DEĞİŞİYOR
1920 öncesi Ayvalık Nüfusu (bugün Kentsel Sit olarak ilan edilen alanlarda yaşayan) 35 bin kişi kadarmış. Mübadillerin yerleşiminden sonra nüfus yarıya düşüyor. Bir süre 15 bin – 20 bin kişi aralığında seyrediyor. ‘70’lere gelindiğinde önemli bir artış oluyor ve bu nüfus büyük ölçüde Ayvalık Merkez’de ve diğer kentsel sit alanlarında yaşıyor. Şehir doluyor, canlı bir hayat var o zaman diliminde.
Bugün de Ayvalık’ın tüm kentsel nüfusu mübadele öncesindeki kadar. Yani yine 35-40 bin kişi. Ancak yerleşim alanlarına eklenen Yenimahalle, Yüzelli Evler, Armutçuk, Sahilkent, Lale Adası, vb. birçok yerleşim alanıyla birlikte ancak 40 bin kişi.
Ayvalık’ın merkez kent nüfusu 100 yıl sonra hemen hemen aynı sayıya ulaşırken yerleşim alanının 3-4 kat, konut sayısının 2 kattan fazla artmış olması bir şehircilik ve belediyecilik sorundur.
Yerleşik nüfusa oranla şehrin mekânsal büyüklüğünün 2-3 kat, hatta ikinci konut alanlarını da katarsak 4-5 kat fazla olması, planlanmış, imara açılmış, asgari altyapısı yapılmış bir kentin, Belediye’ye ve kent hizmetlerinin kalitesine yaptığı olumsuz ve geri döndürülemez etkileri çok fazla.
SİT ALANI İLAN EDİLMESEYDİ, KORUMA PLANLARI YAPILMASAYDI NE OLURDU
Korunmuş, korunacak hiçbir bina kalmazdı. Ayvalık da sıradan bir sahil kasabası olurdu. Marka değeri olmazdı. Parsellerin küçüklüğü nedeniyle birçok bina yine yenilenmez, virane olurdu. Büyük parsellerdeki tarihi binalar yıkılır yerlerine sahilde gördüğümüz, Ayvalık’a pek yakışmayan çirkin apartmanlar veya bazı sokaklarda rastladığımız kaçak ve Ayvalık mimarisine uymayan tarzda binalarla dolardı. Sokakların darlığı nedeniyle, apartmanlaştıkça şehir daha yaşanmaz olurdu. Ama bu darlıklar çok sayıda apartmanlaşmaya da biraz engel olurdu. Ana Ayvalık sokaklarının görüntüsü çok daha çirkin olurdu. Kısaca Ayvalık bugünden daha kötü durumda olurdu.
Ayvalık’ta yeni imar, yerleşim, konut alanları açılmalı mı?
Kesinlikle açılmamalı. Mümkün olduğunca Ayvalık merkezdeki (kiralık ya da satılık) konut talebini olumsuz etkileyecek hiçbir imar, yerleşim faaliyeti olmamalıdır. Toplu Konut vb. yaklaşımlar, merkezden kaçışı hızlandırır. Şu anda orada yaşayan ve merkezi yaşanabilir tutan kesim, orta ve alt gelir grubudur. Bunları da buradan götürürseniz, Ayvalık’ın çöküşü hızlanır, geri dönülemez noktalara gider.
Ayvalık Merkez canlandırılmadan, Ayvalık Merkez’de yaşama talebi artırılmadan, Ayvalık sokaklarına canlılık ve hayat geri gelmeden, harcanacak kamusal tek kuruşluk kaynak, her imkân boşa gidecektir. Gelecekte karşılaşılacak sorunların maliyeti çok daha fazla artacaktır.
Ayvalık!ın tüm kaynaklarını Merkezi, Çarşısı ile birlikte canlandırmak, yenilemek ve yaşatmaya ayırmalıdır.
Merkez yoksa Ayvalık da yok demektir.
Merkez biterse Ayvalık da biter.
Merkez yaşamazsa Cunda diye bir yer de yaşayamaz.
Merkez’de hayat biterse, Çamlık’ta da biter. Cunda da, Çamlık da Altınova sahil sitelerinden farksız, ruhsuz, ölü birer yerleşime doğru evrilirler.
Merkez yaşamazsa Ayvalık cansız, ölü bir sahil kasabası olarak söner, tümüyle viraneye döner.
Merkez biterse, Armutçuk, Sarmısaklı’dan farklı olmaz.
AYVALIK TÜMÜYLE KAYBETTİ Mİ?
Henüz kaybetmedi ama bu gidiş kaybetmeye doğru gidiştir.
Her satılan bir evin yerine satılığa çıkan en az iki yeni ev oluyor. Ayvalık Merkez’de satılık 500’den fazla ev var. Cunda da çok fazla satılık bina var. Yine yüzlerce evde mal sahipleri değil kiracılar yaşıyor. Merkezde işyerleri bir bir kapanıyor, sürekli el değiştiriyor, işlev değiştiriyor. Satılık, kiralık veya devren satılık, kiralık işyerleri sayısı hiç azalmıyor. Merkezdeki dükkânların bileşimi de olumsuz yönde değişiyor. Giderek dükkânlaşmış işportaya, ucuz fastfood’a dönüş var.
Bunlar bir gidişatı işaret eden emareler… Ayvalık, alarm veriyor. Duymak, görmek isteyene


YORUMLAR-GÖRÜŞLER
Kitap çok iyi gibi. Yakında alıp okuyacağım.
İsimsizTeşekkürler